11 Oca 2012
Anlayacaksın | Burak AKDAĞ

Yahudi’yi Romalı kovalamış ;2000 yıl önce, adamlar bıkmamış, usanmamış dünyayı gezmişler, dünyada yahudinin olmadığı memleket var mı? Kutsal kitaplarında da var, “Vaat Edilmiş Topraklar”… Meşhurdur hani, Nil’den Fırat’a uzanır, bizim topraklarımız da var içinde;...

Devam
31 Ara 2011
Çocuklarımız Noel Babayla değil, Dede Korkut'la Büyüsün

Yıllardır düşünürüm niçin batıya mal olmuş semboller, mitler genç kuşakta yaygınlaşıp genel ortak değerler haline gelirken, bizi biz yapan değerler unutulmaya yüz tutuyor. Gerçi Demre’li Noel Baba aslen Hıristiyan Türklerden...

Devam
30 Ara 2011
Medya Üzerine | Burak İ.

90’lı yıllardan sonra medya hep belirli bir kesimi hedef seçip daima bu kesimi kötülemeye ,karalamaya ve yok etmeye çalışmaktadır. Bu kesim şüphesiz ki ülkücülerdir. Medya; vatanını,milletini,dinini,gelenek ve göreneklerini en çok seven ve yaşatmaya çalışan...

Devam
30 Ara 2011
Sağ Medya Sol Medya Ülküsüz Medya | Enes D.

Medya yaşadığımız bu teknoloji ve haberleşme çağında şüphesiz ki bombalardan , tüfeklerden,mermilerden kat be kat üstün bir silahtır. Medyanın bu kadar güçlü bir silah olmasının nedeni de şüphesiz ki izlediklerini sorgulamayan toplumlardır; en...

Devam
30 Ara 2011
Türkiye'de TÜRK Medyası | Mustafa TEKER

  Ülkemizde maalesef M.Kemal”in vefatından bu yana Türk medyası komünistlerin sömürüsü ve emperyalizmi altındadır. O dönemki gazete dergi ve yayınları incelersek bunu net olarak görebiliriz .Atsız Ata”ların ,Türkeş”lerin ,Galip Erdem”lerin bu kızıl kalemli medyaya karşı...

Devam
30 Ara 2011
Med”ya”lanları | Ali Emir ATAMAN

Med”ya”lanları Uykusuz olduğun kadar ülküsüzsün medya. Pkk’yla yakından ilişkisi olan Yılmaz Erdoğan,İbrahim Tatlıses bile gencecik yaşlarda bu vatan uğruna canını vermekten korkmamış şehitlerden daha çok konu oluyorsa ters giden bir şeylerin...

Devam
28 Ara 2011
YorumluYORUM Medya | Turgay DOĞAN
YorumluYORUM Medya | Turgay DOĞAN

YorumluYORUM Medya… Sözde ileri demokratların en büyük silahlarıdır medya. Asıl amaçları halkı bilgilendirmek olması gereken medya halkı bilgilendirmek yerine neden kandırmayı tercih ediyor bir anlam verebilmiş değilim. Konuyu çok ta uzatmak istemiyorum aslında son zamanlarda...

Devam
26 Ara 2011
HODRİ MEDYA'N | Serkan AKDENİZ

HODRİ MEDYA'N.Tarih'in bir cilvesidir bu heralde, şarkıda da geçtiği gibi ; ''Ve sonunda mükâfat faşistlikle suçlandık.''Şimdi düşünürsen ölürsün ! tarzı söylemlerin bunalımında 'Sol' görüşün rahatça salladığı 'Katil Ülkücüler' yapıştırmasına etiket olmak...

Devam
23 Ara 2011
Abur Cubur Medya | Yavuz Çağlar

ABUR CUBUR MEDYA Medyanın yaşamımızdaki yeri nedir? Gerekli midir? Duruşu nedir, kıblesi neresidir? Medya mı ülküsüzdür yoksa ülkücüler mi medyasızdır? Medya ülküsüz olsa bile ülkücülerin medyasız olması normal midir...?Bu konu, özellikle...

Devam
21 Ara 2011
Gizli Hareket | M.Emre AYDIN

Gizli Hareket Son yıllarda ülkemiz de özellikle genç kuşağa, üstü kapalı olarak empoze edilmek istenen bir fikir var!Ülkücülerle ve ülkücü hareketle ilgili olan bu sol görüşün; ülkücü hareketle savaşını farklı dallarda sürdürdüğünün en büyük...

Devam



Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”
Cumartesi, 17 Temmuz 2010
1960lı yıllarında, Diyarbakır’da, Ziya Gökalp ismi ile özdeşleşen bir üniversite kurma derneği vardı. O dönemde Diyarbakır’da... Devamını oku...
Ziya Gökalp'in Soyağacı
Cumartesi, 17 Temmuz 2010
ZİYA GÖKALP'İN SOY AĞACI M HACI ALİ EFENDİ (Çermik'ten Diyarbakır'a göç etmiştir.) Ü F ▼ T Ü ABDULLAH EFENDİ ( Tımar Sahibi) Z ◄ ... Devamını oku...
Ziya Gökalp'in Din Anlayışı
Cumartesi, 17 Temmuz 2010
İçinde yaşadığımız toplumun din anlayışını daha iyi anlayabilmemiz, tarihsel gelişimi içerisinde toplumda ortaya çıkan sosyal... Devamını oku...
Ziya Gökalp'e Göre Milliyetçilik
Cumartesi, 17 Temmuz 2010
Gökalp, "millet nedir?" sorusuna cevap verirken bu kelimenin anlam alanına giren "ırk, kavim, ümmet, halk, devlet" gibi kavramların... Devamını oku...
Ziya GÖKALP ve Hüseyin Nihal ATSIZ
Cumartesi, 17 Temmuz 2010
ZİYA GÖKALP 23 Mart 1876 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Ziya Gökalp, Türkçü anlayışı sistemlendirmiş ve Türk Tarihine önemli... Devamını oku...
Yusuf Ziya Arpacık - Ülkücüler Kimsenin Kayığına Binmez
Çarşamba, 14 Temmuz 2010
ÜLKÜCÜLER KİMSENİN KAYIĞINA BİNMEZ. ÇÜNKÜ; ONLARIN TEŞKİLAT GEMİSİ VARDIR.. Uçak kaçırma ve kurtarma konulu filmlerde sıkça... Devamını oku...
Yusuf Ziya Arpacık - Uçbeyleri
Çarşamba, 14 Temmuz 2010
Sevgili Bozkurtlar, Uç Beyleri! Gazidervişlerim! Babur kimdir? Bir okuyun, araştırın. Türk'ün azmi, güç ve iradesi onun şahsında nasıl... Devamını oku...
Yusuf Ziya Arpacık - Türk Sevdası
Çarşamba, 14 Temmuz 2010
Yusuf Ziya Arpacık - Türk SevdasıSene 1967... Ilık bir sonbahar havası. Irak Türkmenlerinin heyecanları dorukta.Türk Silahlı Kuvvetleri... Devamını oku...
Yusuf Ziya Arpacık - Teşkilat-ı Ebed Müddet
Çarşamba, 14 Temmuz 2010
Yusuf Ziya Arpacık - Teşkilat-ı Ebed Müddet Kucağında birçok Ülküdaşı can veren, bu canların kanının yerde kalmaması için ter döken... Devamını oku...
Yusuf Ziya Arpacık - Taşmedresede Bayram Sabahı
Çarşamba, 14 Temmuz 2010
Yusuf Ziya Arpacık - Taşmedresede Bayram SabahıGünlerden bayram arifesi. Yoğun bir çalışma yapmış ve kurban bayramını idrak etmeye hazır... Devamını oku...

templates/yine_kirmizi/images/ulkucusehitlerbas.png

Geri ileri

Baharettin Dedeşen (13 Ağustos 1969)

Baharettin Dedeşen 13 Ağustos 1969 * İstanbul Baharettin , oğul koyup da gittin beni Uzak yaban ellerde yola bıraktın beni Önce kurutup sonra yaktın beni Oğul sana kıyan ellere şimdi ben ne deyim Aç yüzünü yavrum , açta yüzüm süreyim … Palandöken dağlarının eteklerinde dalga dalga yayıldı bir ananın feryadı…Toprağı avuçladı ,... Devam

Ülkücü Şehitler

Kenan Ertürk (20 Ekim 1969)

  Sevgi çiçekleriyle bezenmiş mağfiret aleminin ilk yolcularından olan ülküdaşımız , Adana ili Kozan ilçesi nüfusuna kayıtlıydı.Çiftçilikle uğraşıyordu.Babası CKMP’nin Kozan ilçe teşkilatı kurucularından olan Kenan Ertürk küçük yaştan itibaren aldığı Türk milliyetçiliği bayrağını taşımanın mücadelesini veriyordu. Türk milliyetçiliği ülküsünü anlatmak , bu ülküyü çevresine sevdirmek , benimsetmek için , Kozanlıları ülkücü hareketin saflarına çekmek için onurlu mücadelesinde bayraklaşarak... Devam

Ülkücü Şehitler

Ahmet Kerse

Ahmet Kerse

  Gaziantep'in Oğuzeli ilçesine bağlı Macar köyündendi. 1979 yılında tutuklanarak konulduğu cezaevinde dört yıla yakın yattıktan sonra 12 Eylül adaletsizliğinin kurbanı olarak Gaziantep Cezaevi'nde 31 Ocak 1983 sabahı karşı asılarak şehit edildi. "Kendi ağzından" "Hakime küfrettim. Hakim put! Vicdanı adaletin görkemli sarayından, sarayın mücerret bekçisinden, görünmez koruyucularından azade.. Kişiliği silik... Benim böylesi muğlak bir kişilikten ne alıp veremediğim var? Baktı önündeki yazılı müeyyidelere, kırdı... Devam

Ülkücü Şehitler

Erkenez Kardeşler (21 Şubat 1980)

21 Şubat 1980 günü İstanbul'un Beşiktaş semtindeki oturdukları apartmanda yataklarından kaldırılarak, babalarının gözü önünde şehit edilen Serdar ve Levent Erkenez kardeşler ve amcaoğulları Uğur Erkenez'di. 12 Eylül Türkiye'de MLSPB adlı terör örgütünün kanlı elleri, kan içen vampirleri tarafından hedef alınan Erkenez kardeşler, İstanbul Işık Mühendislik Yüksek Okulu'nun ülkücü çalışkan öğrencileriydi. Tek suçları Türk milliyetçisi olup, vatansever olmaktı. İşte bu sebepten... Devam

Ülkücü Şehitler

Ali Bülent Orkan

Mamak Askeri Cezaevi dehşet günlerini yaşıyordu... ..........Ali Bülent Orkan gezerdi bu hücrede daha önceleri. On onbeş günlük sakalı ile havalı havalı yürürdü bu havasız mekânda. Her sabah yarım saatlik bahçe vaktinde bir olurdu bakışlarımız. Mamak Askerî Cezaevi dehşet günlerini yaşarken, komünist örgütlerin kılını bile kıpırdatamadığı o şiddet ortamında, teşkilâtımız mensupları ferdî çıkışlarıyla destanlara konu olacak kutlu bir direniş gösteriyorlardı.... Devam

Ülkücü Şehitler

Ali Erdem

9 Ocak 1978 * Memleketimizin huzurunu kaçıran olaylara ‘anarşik olay’ deyip geçenler,akıl gözünden mahrum olanlardı.Ardı ardına ülkücüler katlediyor,vatanın en mukaddes değerlerine saldırılıyorken dönemin yöneticileri olayları ‘anarşik olay’ olarak değerlendiriyorlardı.Halbuki ülkemiz üzerinde kızıl Rus emperyalizminin istila planlarının provası uygulanıyordu. Olagelen olayların anarşizmle ilgisi bulunmadığı yoğun faaliyet halinde bir komünist komployla karşı karşıya olduğumuz kesindi.Ancak... Devam

Ülkücü Şehitler

Aytekin Taşçı

İstanbul Fatih semtinde bize komşu bir yurdumuz vardı Aydın Talebe Yurdu... İstanbul Teknik Üniversitesi talebesi olan Aytekin iki bloktan oluşan bu yurtta kalmakla birlikte zaman zaman, arada üç yüz metre mesafe olan Erzurum Yurdunda bizimle de kalırdı... Savaş ortamı yaşadığımız dönemin o ağır şartlarında Afiş ve bildiri gibi faaliyetleri birlikte yürütüyorduk. O gün geceyarısı ikiyüz kişilik bir ekiple Afişe... Devam

Ülkücü Şehitler

Bilal Arlı

Sanki istiklâl savaşı neslisiniz oğlum, diyordu sevgili anam, resimlere bakarken. Ben resimlerdeki şehitlerimizi gösterip, onların şahit olduğum kahramanlıklarını anlatırken, etrafımdakiler nefeslerini tutmuş beni dinliyorlardı. Ne kadarda çok şehit vermiştik taşmedrese talebelerinden, bir nesil yok olmuştu âdeta. Ama biz küllerimizden yeniden doğardık, öylede oldu. Onların can vermesi, milyonların kutlu doğum habercisiydi sanki. İşte bu savaş ortamında Samsun Cezaevi’nde tanıdım Bilal Arlı'yı. Bizimle... Devam

Ülkücü Şehitler

Cengiz Baktemur

CENGİZ BAKTEMUR 2 Mayıs 1982... Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Polat köyünden olup 20 yaşındaydı. Ailece, Doğanşehir’de Yeni Belediye Garajı’nın yakınında Doğu mahallesinde oturuyorlardı. Liseyi yeni bitirmişti. Doğanşehir’de meydana gelen bir olaya adı karıştığı için tutuklanıp cezaevine kapatıldı ve 12 Eylül Mahkemeleri’nde yargılanarak idam cezasına mahkum edildi. 2 Mayıs günü, sabahın erken saatlerinde Elazığ Kapalı Cezaevi’nde asılarak şehit edildi.... Devam

Ülkücü Şehitler

Fikri Arıkan

FİKRİ’MİN İNCE GÜL’Ü Sanki burnum, değdi burnuna yok’un, Kustum, öz ağzımdan kafatasımı... Necip Fazıl 'Altı da bir, üstü de birdir yerin...' Diyordu hücre arkadaşım. Yani, 'ha hücredeyiz, ha sarayda.' Volta atarken bir taraftan söyleniyor, üç adımda yol biterken, geri dönüp bir üç adım daha atıyor ancak duvar yine yolunu kesiyordu. Ben ranzamda uzanmış onun şiir gibi estetik olan yürüyüşünü seyrederken bir taraftan... Devam

Ülkücü Şehitler

Haluk Kaçağan

1978 yılında Sağmalcılar Cezaevi f-3.101 koğuşunda mevcudumuz 50 kişi olmuştu. Ancak 25 görüşme kabini vardı ve her kabinde iki arkadaşımız ziyaretçileri ile görüşürdü... Bende Güngören bölgesinin acar ülkücüsü o zaman 15 yaşında olan Hüseyin Kaçağan ile aynı kabini paylaşıyordum. Hüseyin, Urfa'dan İstanbul'a gelmiş bir ailenin çocuğuydu, ülkücülük suçundan!!! hapse atılmıştı. Daha sonraları Konya'da doğduğunu öğrendim ama o Urfa'lı... Devam

Ülkücü Şehitler

Hikmet Tekin

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 1976 senesinin sonbahar aylarıydı... İstanbul'a gelirken Cezayir Baysal isimli Bingöl'lü arkadaşım, Hikmet Tekin'e bir mektup yollamıştı. Bu vesile ile tanışmış ve köklü bir kardeşlik oluşturmuştuk. Bazen Beyazıt semtinde ki "küllük" isimli kafeterya'ya... Devam

Ülkücü Şehitler

Hüseyin Güven

Samsun cezaevine geldiğimizde on kişi olan ülkücüler hem zalim idareye, hemde sistemin örtülü ayakları olan şer örgütlerinden yüz kişiye karşı amansız bir savaş veriyorlardı. Bir'e on, böylece yurdun her tarafında olduğu gibi burada da, ilay-ı kelimetullah davasının bir avuç neferi, on katına karşı ayakta kalma mücadelesi veriyorlardı. Bizim İstanbul'dan sağlam bir ekiple gelmemiz, düşmana korku, arkadaşlarımıza sevinç getirmişti. Dışarıda (Samsun) hergün... Devam

Ülkücü Şehitler

İsmail Güzel

17 Ocak 1978 * İstanbul Tarihin milletler çöplüğü yok olmuş milletin örnekleriyle doludur.Lut kavminin bir anda yerle bir olmasının sebebi de ahlaki bozukluktu.Bu sebepledir ki ülkücü dünya görüşünün fikir babası Alparslan Türkeş Dokuz Işık Doktrininin maddelerinden birini ahlakçılık olarak ele almıştır.Bu sebepledir ki o doktrinler ekseninde hayat bulan ülkücüler,Türk toplumu üzerinde uygulanmak istenen Ahlaki erezyonun... Devam

Ülkücü Şehitler

İsmet Emen

13 Ocak 1978 * Niğde Niğde Ticaret Lisesi’nde okuyordu…Niğde’nin Bahçeli Kasabasında oturuyorlardı.İsmet fakir bir ailenin çocuğuydu.Babası çiftçilik yapıyor oğlunun okuyup iyi bir yerlere gelmesini istiyordu. İsmet son derece sessiz ve sakin bir öğrenciydi…Namazında niyazında olan bu arkadaşımız,bir cuma günü , cumadan çıkışta komünistlerce sıkıştırılıyor ve dövülüyordu bu olay sonrası 20 gün yatakta kalıyordu…Daha sonra yine... Devam

Ülkücü Şehitler

Kemal Fedai Coşkuner

1927 yılında Antalya’nın Akseki ilçesi Mahmutlu köyünde doğdu. 1945 yılında Antalya Aksu Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Antalya, İzmir ve Muğla’da öğretmenlik yaptı. Emekli olduktan sonra bir süre İzmir Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde bulundu. Coşkuner, hayatı boyunca pek çok dernek ve kuruluşlarda çalıştı ve yöneticilik yaptı. İlk olarak 1951-52’ de Türkiye Milliyetçiler Derneği’nin Tire Şubesinde bulundu. 1961-65 arası... Devam

Ülkücü Şehitler

Mehmet Aluş

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye, Yattığı toprak belli, Tuttuğu bayrak belli, Kim demiş meçhul asker diye !!! Hapishane yine karıştı. Oldukça büyük bir isyan başlamıştı. Bizim bölüme geçen on kişiye yakın bir terörist gurubu maltada volta atıyormuş. Bu haberin bize ulaşmasıyla beraber, bu kişilerin maltada yerlere serilmesi fazla zaman almamıştı. Bu sefer mahkûmlar ayaklanarak, “misafirlerimizi... Devam

Ülkücü Şehitler

Mehmet Büyüksevinç

11 Temmuz 1969 * Ankara ‘Kahramanlık ruhu:Vatan , millet,kıvılcım,ruhlarındaki imanın harekete geçip fiiliyata geçirilmesidir.Kahramanlar ; her milletin tarihinde büyük öneme sahiptir.Ortaya sundukları destanlar yeni yetişen nesiller için daima rehber olmuştur.Türk milleti öyle kahramanlar çıkarmıştır ki ,Çin sarayını fetheden Kürşad’ın kırk bahadırı,Allah’ın kılıcı olarak adlandırılan ,kıtalarda at koşturan , her karış toprağa Türk mührünü vuran... Devam

Ülkücü Şehitler

Metin Yılmaz

19 Ocak 1978 * İstanbul İstanbul…Dile geldiğinde Türk’ün yüreğini kıpır kıpır eden şehir.Bu şehri gözbebeğimiz ,alın terimiz bilmişiz yar edinmişiz.Asırlardır hasreti çekilen sevgilimiz olmuş kavuşmuşuz.Kavuşmuşluğumuzun verdiği onurla koşup atılmışız kollarına.Umudumuzu ekmişiz Topkapı Surlarına , kaldırımlarına , çıkıp gelmişiz Anadolu’nun her bir köşesinden. Adımlarla akan canlar, yüklendikleri umutlarıyla mekan eylediler bu şehri.Çorum’dan Sivas’tan ,Gümüşhane’den Kütahya’dan geldiler.Yüreklerine... Devam

Ülkücü Şehitler

Mustafa Bilgi

22 Eylül 1969 , İstanbul Devletimizin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldiği , Türk yurdunda Türk insanının her türlü huzurdan mahrum edildiği günlerin arifesiydi.Dünyada hızla artan komünizmin kanlı yayılmacılığı ülkemizde de başta İstanbul , İzmir ve Ankara olmak üzere her tarafta baş gösteriyordu.Komünist örgütlerin kendi aralarında da franksiyonel ayrılıklara düştüğü bu tarihlerde Dev-Yol , Devrimci Gençlik vs.... Devam

Ülkücü Şehitler

Mustafa Erol

Fatih minibüslerini bulmakta zorlanmadım. Harita üzerinde defalarca çalışmış bir anlamda İstanbul’u semt semt okumuştum. Yön tabelalarında ki mahalle ve cadde isimleri bana hiç yabancı gelmiyordu. Arabada arabeskin karamsarlık kokan şarkılarını isteksizce dinliyorum. Şoföre parayı uzatarak seslendim: -Malta durağında ineceğim. Gelince haber verirmisiniz!.. -Tabiî ki haber veririz kardeş. Şoförün şöyle bir geriye göz atıp verdiği bu müstehzi cevap ile biraz tedirgin oldum.... Devam

Ülkücü Şehitler

Mustafa Kahraman

5 Haziran 1969 * Ankara Uzun ,upuzun bir yoldan geldik.Tek tek vurulurken dal gibi yiğitler,ülkemin dağları sisten geçilmez oldu.Yalnız biz vardık kavgamızda ,yalnız bizdik cami avlularında ,okul yolunda ,ensemizde namluların soğukluğunu ,kahpe ellerden ölüm kusan kurşunların ateşini duyan.İnanmışlığımıza , mücadelemize karşılık olarak anlaşılmayan ,yalnızlığın onikilik hedefine bırakılan bir nesildik.Tarih kadar uzun bir yürüyüşün destanıydı... Devam

Ülkücü Şehitler

Mustafa Karaman

2 Ocak 1978 * Maraşlı , Karaman ailesinin 6 çocuğundan biri olan ülküdaşımız Gaziantep Eğitim’de 2.sınıf öğrencisiydi.Kahramanmaraş Ticaret Lisesi’nde okuduğu dönemlerde tepkili ve taviz vermeyen tarvrıyla arkadaşları arasında öne çıkıyordu Şair diyor ki ; Bu topraklar bu yurdun bir bakire kızıdır ; Yüzü ak bahtı kara toprağı kırmızıdır. Çalıya gönül vermiş yaprağı yok gülü yok... Devam

Ülkücü Şehitler

Mustafa Yardımcı

Erzurum Lisesi’nde okurken tanıdığım Mustafa Yardımcı, Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde okuyordu. Mustafa, tahsil için Doğubeyazıt'tan Erzurum'a gelmişti. Biz de, yurt hayatının lezzetini Mustafa'nın yanında çıkarırdık. Kendisi yaşından büyük bir davranış gösterir, insanlara nasihat eder, Hak yolu hakikat yolundan bahseder, Kelimetullah'ı cihana hâkim kılma ülküsünün kutlu sancağını her yerde dalgalandırırdı. Erzurum Cumhuriyet Caddesi’nde yürürken, Tebrizkapı semti civarında pusuya düşürülmüş ve baldırından... Devam

Ülkücü Şehitler

Mücahit Güleç

12 Ocak 1978 * Farklı bakıyordu İstanbul’ın yüzüne.Her bir köşesine olan hasretini yazdığı satırlarda gencecik yüreğinden döktüğü sözlerle yansıtıyordu: Ben bu şehrin boğazına, Irmak ırmak akan canlara, Hanlara,saraylara, Bil cümle kaldırımlarına, Yüreğimi koymuşum. Kızmam,kırılmam,incinmem zulmünden, Her bir karanlığı başıma tac ederim. İstesin,ben bu teni Ona canımı veririm. Bu şehri,canını verecek kadar çok... Devam

Ülkücü Şehitler

Necdet Güçlü

13 Nisan 1970 , Ankara * ‘Ülkücü adını duyduğunda korkar birileri.Kimilerinin de yüreğini bir sıcaklık sarar.Korkanların ortak bir özelliği vardır.Vatan , millet ve milli mefhum düşmanlığı… Milletimizin geri kalmışlığına , memleketimizi geri bırakanlara, sömürgeci güçlere , ,mandacılara , beşinci kollara , başkaldıran Alperenlerin ismidir ‘ülkücü’. Kapitalist düzenin ürünleri olarak ortaya çıkan komünist küfür çetelerinin ihanetine dur... Devam

Ülkücü Şehitler

Ömer Uyan

Derinlerden gelen bir iniltiyle uykudan fırlamıştım... Arkadaşım bana sesleniyordu: -Hoca!.. Uyansana biraz rahatsızlandım da... Titreyerek kalktım. Buz gibi hava beni kaskatı yapmış, Gaziantep cezaevinin demir ve betondan ibaret bu oniki numaralı hücresi âdeta ölüm evine dönmüştü. Ben uyku sersemi kendime gelmeye çalışırken, yanımızdaki hücreden gelen sabah ezanı içimi biraz ısıtmış ve yataktan atlayarak bir hamlede arkadaşımın yanına varmıştım. Durumu çok... Devam

Ülkücü Şehitler

Ruhi Kılıçkıran

4 Ocak 1968 * Ülkücü hareket varolduğu sürece akıllardan çıkmayacak kara bir gündür 4 Ocak…Tipi , boran Ankara’nın üzerinde eserken bir can toprağa düşürülüyordu.Şehidim o zamanlar Adana iline bağlı Osmaniye ilçesinden kalkıp Ankara’nın o boğucu insan kalabalığında kendini bulmuştu.İlk günleri zor geçti Ruhi’nin çünkü küçük bir ilçeden insan yığını şehre ayak basmıştı.Ankara ne kadar büyük olursa... Devam

Ülkücü Şehitler

Sezgin Asyalı

9 Ocak 1978 * Yetim büyümüştü Sezgin…Henüz ilkokul çağındayken babasını kaybetmişti.Yoksuk bir ailenin ilk çocuğuydu.Babasının ölümünden sonra dünyaya gelen bacısı ve ahraz bir anayla beraber hayatla olan mücadeleye çok erken başlıyordu… Kağızman…Kağızman’da bir yoksuk Anadolu köyünden ilçeye taşınan Asyalı ailesi,yokluğun iliklerine dek işlenmiş olmanın sancılarıyla varoluş mücadelesi verirlerken demircilikle uğraşan baba Durmuş Efendi yeni dünyaya... Devam

Ülkücü Şehitler

Süleyman Özmen

Maltepe Camii’deki cenaze töreninde Dündar Taşer herkesi derinden etkileyen bir konuşma yapmıştır; "Süleyman, bu vatan bu millet, hepimiz için ölmüştür. Süleyman bir semboldür, bir şehittir, şehitler kutsisidir. Süleyman hayatının başındaydı. ne kapitalist ne de burjuvaydı. hepimiz için öldü. Süleyman sizlersiniz. Süleyman yaşayacaktır. çünkü şehitler ölmez" Süleyman Özmen'in şehadetine çok içerleyen dündar taşer cenaze... Devam

Ülkücü Şehitler

Şahabettin Ovalı

Samsun cezaevin de hareketli günler yaşadığımız bir dönemde, idam cezası almış birisi yeni geldiği muvakkat koğuşundan ülkücülerin yanına geçmek istediğini söylemiş, gardiyanlar da durumu bize ilettiler... İsmini duymamıştım, Balıkesir Cezaevi'nde bizim arkadaşlarla birlikteymişler ve bu sebeple ülkücü camia ile haşır neşir olduğundan yanımızda kalmak istiyordu... Koğuşa aldık... Kan davası yüzünden iki kişiyi öldürmüş ve tutuklu olarak kaldığı Balıkesir... Devam

Ülkücü Şehitler

Şevki Demir

17 Ocak 1978 * Aksaray Türk milletinin kaderine talip olan ülkücü hareketin Niğde bozkırlarındaki yenilmez savaşçısıydı Şevki Demir… Ağzından çıkan bir söz için , uğrunda ölümün daha göze alındığı bir liderin , inançlı kadrolarından , idealist , gönül ehli, sabır ve tevekkül timsali Şevki Demir… O üzerine düşen sorumluluğu iliklerine dek emzirmişti.Davasını daha ileri... Devam

Ülkücü Şehitler

Velican Oduncu

Ant; ölüme dirliğe Ant; dirlikte birliğe Ant; erdeme erliğe Mayalandı umutlar, Dirilecek Bozkurtlar... Uzun zamandan beri ilk defa bir tahliye veriyorduk. -İnşallah farkına varmazlar, diyordu Velican. Cezaevi infaz savcılığı tahliye tarihimi yanlış hesaplamış, on aylık bir sapmayla, erken bırakılıyordum. Defalarca hesap yaptık, evet idare şaşırmıştı. İki firar ve birçok isyandan dolayı yanan infazımın on aylık bölümü görünmüyordu. Gardiyanlar iki gün sonra... Devam

Ülkücü Şehitler

Yunus Bedel

14 Ocak 1978 * Konya , 31.08.1956 doğumludur,şehidimizin öyküsünü onu iyi tanıyan ve onun için ‘Kankardeşimdi’ diye bahseden okul arkadaşı Cemil Arslan anlatıyor : (Topal Cemil) Arkadaşım Karaman Lisesi İngilizce Öğretmenliğinde bulunuyordu.Göreve henüz yeni adım atmıştı. ( 01.09.1977) Üniversitede okurken sık sık görüşüyorduk ama daha çok Aybars Şimşek ve Fatih isimli arkadaşlarıyla gezerdi.Konya Zafer semtinde oturuyorlardı.... Devam

Ülkücü Şehitler

Yunus Uzun

Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı. Parçalandı bir kıtanın toprakları; Aslan payını aslan olmayanlar aldı... Kalk yiğitim,yine dağ başını duman aldı. ............Solcularla çatışma bana çokta anlamlı gelmiyordu bu ortamda, ancak daha önce ülkücülere yaptıklarının hesabını bir versinlerde sonrasını düşünürüz dedim ve birinci gün hareket başladı. Anlı şanlı örgütçüler hacı yatmaz gibi bir yatıp bir kalkıyorlardı.... Devam

Ülkücü Şehitler

Yusuf İmamoğlu

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 8 Haziran 1970 , İstanbul ‘-Sahi , dedi Yusuf. ‘ Sahi niye ve nedendir , bu ulvi millet hep kahır , hep acı yüklüdür,neden kan tükürür de kızılcık şerbeti içtik derler ?’ diye düşündü.Ve kuşandı öfkesini mazluma yar ,zalime... Devam

Ülkücü Şehitler

Zakir Alkan - Süleyman Aslan

1976 senesinde üniversite tahsili için geldiğim İstanbul'da, Fatih semtindeki Erzurum Talebe Yurdu’nda kalırken, Süleyman Aslan'la aynı odayı paylaşırdık. Aynı zamanda Edirnekapı, Çapa ve Atatürk Öğrenci Yurdu’nda spor dersleri verirken, Süleyman da bu çalışmalarımda yardımcı olurdu. Kendisi uzak doğu döğüş sanatları dalında siyah kuşak sahibiydi. Bu arada mahallenin çocuklarıyla muazzam bir dostluk kurmuş, okul dışı zamanlarımızı birlikte geçirir olmuştuk. Zakir Alkan bizim... Devam

Ülkücü Şehitler

Zeki Erdoğan

19 Haziran 1970 , Ankara Ülküdaşımız Zeki Erdoğan Teknik Öğretmen Okulu öğrencisiydi.1970’li yılların ilk aylarından itibaren saldırılarını arttıran komünist militanlar , ülkücülere yönelik katliamlarla şiddeti ve terörü arttırmaya devam ediyorlardı. Olaydan iki gün önce ODTÜ kampüsünde bir yürüyüş yapan ve okuldaki milliyetçi öğrenci ve öğretmenleri tartaklayan komünistler bunu şehir merkezine de yayıyor... Devam

Ülkücü Şehitler

Liselibozkurtlar.com


Turan Nedir

Türkçülük ile Turancılığın ayırımlarını anlamak için Türk ve Turan topluluklarının sınırlarını belirlemek gerekir. Türk, bir milletin adıdır. Millet kendine özgü bir kültürü olan bir topluluk demektir. Öyleyse Türk'ün yalnız bir dili, bir kültürü olabilir.

Oysa Türk'ün kimi kolları, Anadolu Türkleri'nden ayrı bir dil, ayrı bir kültür yaratmaya çalışıyorlar. Diğer Türk illeri birer ayrı dil, ayrı edebiyat ve ayrı kültür oluşturmaya çalışırlarsa, Türk Milleti'nin sınırları daha daralmış olur.

Bugün kültürce birleşmesi kolay olan Türkler, özellikle Oğuz Türkleri, yani Türkmenlerdir. Türkiye Türkleri gibi Azerbaycan, İran ve Harizm ülkelerinin Türkmenleri de Oğuz uruğundandır. Bunun için Türkçülükteki yakın ülkümüz Oğuz birliği, yani Türkmen birliği olmalıdır. Bu birlikten amacımız nedir? Siyasal bir birlik mi? Şimdilik hayır! Gelecekle ilgili bugünden bir yargıya varamayız. Fakat bugünkü ülkümüz, Oğuzlar'ın yalnız kültürce birleşmesidir.

Oğuz Türkleri bugün dört ülkede yayılmış olmakla birlikte tümü birbirine yakındırlar. Dört ülkedeki Türkmen illerinin adlarını karşılaştırırsak, görürüz ki birinde bulunan bir ilin ya da boyun öbürlerinde de kolları vardır.

Örneğin Harizm'de Tekeler ile Sarılar'ı ve Karakalpaklar'ı görüyoruz. Yurdumuzda Tekeler, bir sancak oluşturacak kadar çoktur, dahası bir bölümü bir zamanlar Rumeli'ye yerleştirilmiştir. Türkiye'de sarılar özellikle Rumkale'de otururlar. Karakalpaklar ise Karapapak ve Terekeme adını alarak Sivas, Kars ve Azerbaycan yörelerine yerleşmişlerdir. Harizm'de Oğuz'un Salur ve İmralı boylarıyla Çavda ve Göklen (Karluklardan Kealin) illeri vardır. Bu adlara Anadolu'nun çeşitli noktalarında rastlanır. Göklen, kendi adını Van'da bir köye Gökoğlan şeklinde vermiştir.

Oğuz'un Bayat ve Afşar boyları da gerek   Türkiye'de, gerek İran'da ve Azerbaycan'da bulunuyor. Akkoyunlular ile Karakoyunlular da bu üç ülkede yayılmışlardır. Öyleyse Harizm, İran, Azerbaycan ve Türkiye ülkeleri etnografyası bakımından aynı uruğun yurtlarıdır. Bu dört ülkenin toplamına Oğuzistan adını verebiliriz. Türkçülüğün yakın ereği, bu büyük bölgede yalnız bir tek kültürün egemen olmasıdır.

Oğuz Türkleri genellikle Oğuz Han'ın torunlarıdır. Oğuz Türkleri birkaç yüzyıl öncesine gelinceye değin uyumlu bir aile olarak yaşarlardı. Örneğin Fuzuli bütün Oğuz kollarında okunan bir Oğuz şairidir. Korkut Ata Kitabı, Oğuzlar'ın resmi Oğuzname'si olduğu gibi, Şah İsmail, Aşık Kerem, Köroğlu gibi halk yapıtları da bütün Oğuz iline yayılmıştır.

Türkçülüğün uzak ülküsü ise Turan'dır. Turan, kimilerinin sandığı gibi Türkler'den başka Moğollar'ı, Tunguzlar'ı, Fin-Ugorlar'ı, Macarlar'ı da içine alan bir budunlar topluluğu değildir. Bu topluluğa bilim dilinde Ural-Altay topluluğu denilir. Bununla birlikte bu sonki topluluğa bağlı budunların dilleri arasında bir yakınlık bulunduğu da henüz kanıtlanamamıştır. Öyle ki, kimi yazarlar, Ural Budunları ile Altay budunlarının birbirinden iki ayrı topluluk olduğunu ve Türkler'in, Moğollar ve Tunguzlar ile birlikte Altay topluluğuna, Fin-Ugorlar ile Macarlar'ın da Ural toluluğuna bağlı bulunduklarını ileri sürüyorlar. Türklerin, Moğollar ve Tunguzlar ile de bir dil yakınlığı olduğu da kanıtlanamamıştır. Bugün bilimsel olarak saptanan bir gerçek varsa, o da Türkçe konuşan Yakut, Kırgız, Özbek, Kıpçak, Tatar, Oğuz gibi Türk boylarının dilce ve gelenekçe budunsal bir birliğe sahip bulunduğudur. Turan sözcüğü, Turlar, yani Türkler demek olduğu için, yalnızca Türkler'i içine alan bir birliğin adıdır. Öyleyse Turan sözcüğünü bütün Türk kollarını içine alan büyük Türk ülkesi için kullanmamız gerekir. Çünkü Türk sözcüğü, bugün yalnız Türkiye Türkleri'ne verilen bir ad olmuştur. Türkiye'deki Türk kültürü içine girenler, doğal olarak yine bu adı alacaklardır. Benim kanımca bütün Oğuzlar yakın bir zamanda bu adda birleşeceklerdir. Fakat Tatarlar, Özbekler, Kırgızlar, ayrı kültür oluştururlarsa, ayrı uluslar halini alacaklarından, yalnız kendi adları ile anılacaklardır. O zaman bütün bu eski yakınları budunsal bir birlik olarak birleştiren ortak bir ada gerek duyulacak. İşte bu ortak ad Turan sözcüğüdür.

Türkçülerin uzak ülküsü, Turan adı altında birleşen Oğuzlar'ı, Tatarlar'ı, Kırgızlar'ı, Özbekler'i, Yakutlar'ı, dilde, edebiyatta, kültürde birleştirmektir. Bu ülkünün bir gerçekliğe dönüşmesi olanağı var mı, yok mu? Yakın ülküler için bu yön aranırsa da, uzak ülküler için aranmaz. Çünkü uzak ülkü ruhlardaki coşkuyu sonsuz bir aşamaya yükseltmek için, ulaşılmak istenen çok çekici bir düştür. Üçyüz milyon Türk'ün bir ulus olarak birleşmesi Türkçüler için en güçlü çoşku kaynağıdır. Turan ülküsü olmasaydı, Türkçülük bu denli hızla yayılmayacaktı. Bununla birlikte kim bilir? Belki gelecekte Turan ülküsü de gerçekleşecektir. Ülkü, geleceğin yaratıcısıdır. Dün Türkler için düşsel bir ülkü olan ulusal devlet, bugün Türkiye'de gerçekleşmiştir.

Öyleyse Türkçülüğü, ülküsünün büyüklüğü bakımından üç aşamaya ayırabiliriz:

1) Türkiyecilik

2) Oğuzculuk

3) Turancılık

Bütün gerçeklik alanında yalnız Türkiyecilik vardır. Fakat ruhların büyük bir özlemle aradığı Kızıl Elma, gerçeklik alanında değil, düş alanındadır. Türk köylüsü Kızıl Elma'yı düşlerken gözünün önüne eski Türk ilhanları gelir. Gerçekten Turan ülküsü geçmişte bir düş değil, gerçeklikti. İsa'dan 210 yıl önce Kun Başbuğ'u Mete, Kunlar (Hunlar) adı altında bütün Türkleri birleştirdi zaman Turan ülküsü gerçekleşmişti. Hunlardan sonra avarlar, Kırgız-Kazaklar, daha sonra Kür Han, Cengiz Han ve sonuncu olmak üzere Timurlenk Turan ülküsünü gerçekleştirmediler mi?

Turan sözcüğünün anlamı böyle sınırlandırıldıktan sonra artık Macarlar'ın, Fin-Ugorlar'ın, Moğollar'ın, Tunguzlar'ın, Turan ile bir ilgileri kalmaması gerekir. Turan bütün Türklerin geçmişte ve belki de gelecekte bir gerçeklik olan büyük yurdudur.

Turanlılar, yalnız Türkçe konuşan uluslardır. Eğer Ural ve Altay ailesi gerçekten varsa, bunun kendine özgü bir adı olduğundan, Turan adına gereksinme duyulamaz.

Bir de kimi Avrupalı yazarlar, Batı Asya'da asılları bakımından Samiler ya da Ariler'den olmayan bütün budunlara Turan adını takıyorlar. Bunların amacı, bu budunların Türkler'in yakını olduğunu onaylamak değildir. Yalnız Samiler ile Ariler'den başka budunlar olduğunu anlatmak içindir.

Bundan başka kimi yazarlar da Şehname'ye göre Tur ile İrec'in kardeş olduğuna bakarak Turan'ı eski İran'ın bir bölümü saymaktadırlar. Oysa Şehname'ye göre Tur ile İrec'in üçüncü bir kardeşleri daha vardır ki adı Selem'dir. Selem ise İran'ın boyun dedesi değil, bütün Samiler'in ortak atasıdır. Öyleyse Feridun'un oğulları olan bu üç kardeş, Nuh'un oğulları gibi, eski etnografik bölümlerin adlarından doğmuştur. Bundan anlaşılıyor ki Turan İran'ın bir parçası değil, bütün Türk illerini içine alan Türk birliğidir...


"Türkçülüğün Esasları", Ziya Gökalp, Sayfa: 20-24

Read More

İslam da Milliyetçiligin Yeri

İSLAM DA MİLLİYETÇİLİGİN YERİ
Gerçekten çok önemli olan bu konuyu İslami kaynakları baştan sona tara***** ciddi araştırmalar neticesinde hazırladık. Kulaktan dolma, şifaî bilgilerle kesin hüküm vermenin zararlarını ve bu zararların doğurduğu sonuçları çok iyi bildiğimizden bu konuyu derinlemesine araştırma lüzumu hissettik. Yanlış bilinen veyahut kasten çarpıtılan meselelerin hakikatini gün ışığına çıkarmaya çalıştık.
Kimileri milliyetçilik derinlemesine bir araştırma yapmadan, ya kulaktan dolma bilgilerle ya öğrendikleri birkaç ayet-i kerime ile ya da benimsedikleri ideolojinin çıkarlarına göre değerlendirmektedir. Biz burada yorumlarımızdan ve şahsi kanaatlerimizden ziyade Kur�an-ı Kerim�in bu konuya bakışını, hadislerde bu meselenin nasıl geçtiğini ve İslam âlimlerini bu konuda ne düşündüklerini ortaya ko***** ciddi ve güvenilir bir çalışma hazırlamaya çalıştık.

Çoğu kez milliyetçilik; ırkçılıkla, faşistlikle, ulusalcılıkla karıştırılmaktadır. Kimileri milliyetçiliği kavmiyetçilik, ırkçılık olarak anlarken, kimileri faşistlik olarak algılamaktadır.

Yeryüzünde milliyetçiliğin Fransız ihtilaliyle ortaya çıktığı sanan, ezberci beyinler bahsedilen ihtilalden asırlar evvel milliyetçi duygularla taşa vurulan Orhun abidelerindeki yazıdan ya habersizdirler yahut hakikati görmek istememektedirler. Orhun abidesinde geçen �Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım. İşte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan milletin üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım.� ifadesi milliyetçilik değil de, nedir?

İslamiyet akrabalık bağlarının geliştirilmesine, kuvvetlendirilmesine çok önem vermektedir. Fakat akrabalık bağının da sınırlarını çizmiştir. İslamiyet�e açıkça düşmanlık besleyen kişiler ile akrabalık bağı ortadan kalkmaktadır. Türk Milliyetçileri de İslam�ın koyduğu bu kurallara aynen uymaktadırlar. Türk milliyetçileri, akrabalık bağının en büyük organizasyonu olan milletinin her ferdini sevmekte, onunla bağları kuvvetlendirmeye çalışmaktadır. Türk Milliyetçileri, üstünlüğün yalnızca takvada olduğuna inanmaktadır ve siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğünün olmadığının şuurundadır.

Kimileri İslam kardeşliğinden bahsederek, zehirli fikirlerini güzel bir sloganla gizlemek niyetindedirler. Elbette bütün Müslümanlar kardeştirler ve Türk Milliyetçileri de bunun şuurundadır. Fakat kişinin kendi milletinin milli değerlerini savunması bu kardeşliğe engel değildir. Zira vatan sevgisinin imandan olduğu hadisi şerifi ile ortadadır. Fakat İslam kardeşliğinden bahseden bu zevatlar ne hikmetse, bu kardeşliğe Orta Asya�daki Türkleri dâhil etmemektedir!

35 milyonluk Doğu Türkistan, kızıl Çin emperyalizmi altında inim inim inlerken ne hikmetse bu kardeşlik pek hatırlanmaz. Bu kardeşlik Yunanistan�da, Bulgaristan�da bulunan soydaşlarımıza sindirme politikaları uygulanırken pek umursanmaz. Yine Ermenilerin, Azerbaycan toprağı olan Karabağ�ı işgal etmesine, 1 milyondan fazla insanın evsiz, yurtsuz kalmasına dikkat çekilmez. İslam milletleri elbette kardeştir ve bu kardeşlik bağı kuvvetlendirilerek sürdürülmelidir. Filistin de bizim kanayan yaramızdır, esir Doğu Türkistan da! Fakat ne gariptir ki, aynı soydan, aynı dilden, aynı dinden olan milyonlarca Müslüman Türk kardeşimizi düşünmenin neresi ırkçılıktır, neresi kafatasçılıktır?

Türk Milliyetçiliğine düşman olanların etnik kökenini araştırınız, Türk olmadıklarını göreceksiniz. Türk Milliyetçiliğine karşı hasımane davranış sergileyenlerinin etnik kökenlerinin Türk olmayışı basit bir tevafuk olamasa gerek. Hâlbuki Türk Milletinin bir mensubu olmak için etnik olarak Türk olmaya gerek yoktur. V e hiç kimse onları etnik kökeninin farklı oluşundan dolayı dışlamamıştır.

Fakat ne hikmetse bunlar, belki aşağılık duygusundan yahut kuru bir kavmiyetçilik davasından olsa gerek azınlık ırkçılığının bir numaralı savunucularıdır. Türk milliyetçilerine akla gelmedik iftiralar atmalarındaki maksatları, sığındıkları dindarlık perdesi altında gizlemeye çalıştıkları azınlık ırkçılığı anlayışlarıdır.

Araştırmalarımızın neticesinde: Türk Milliyetçiliği davası, ayet ve hadislere göre, bazılarının iddialarının aksine İslamiyet�e aykırı değildir. Bilakis İslam Türk milliyetçiliğinde olduğu gibi birleştirici, kaynaştırıcı ve antropolojik ırkçılık anlayışına sahip olmayan milli bir anlayışı desteklemektedir. Kendi çıkarlarına göre ayet ve hadislerin bir kısmını insanlara anlatarak, diğerlerini kasten söylemeyen sözde dindarlar iyi bilmelidirler ki, Türk Milliyetçiliği davası İslamiyet�e uygundur.

MİLLİYETÇİLİK VE İSLAM

İslam�da milliyetçiliğin olup olmadığı ve İslam�ın milliyetçiliğe nasıl baktığı uzun süren bir tartışma konusudur. Bu tartışmada bizi üzen şey, İslam�ı ideoloji haline getirerek, ayetlere ve hadislere keyiflerince manalar vermek yerine, İslami düşüncenin tahrif edilmeye çalışılmasıdır. Ezberledikleri üç-beş ayet ve hadis ile sloganik cümleler kurarak kolayca hüküm verenler, meseleye bütün kaynakları tam ve doğru bir şekilde ele alıp inceleyerek hareket etmeleri en güzel davranış olacaktır. Sözde dindar bu kişiler bilerek yahut bilmeyerek emperyalizmin ekmeğine yağ sürmekte, İslam memleketlerini büyük bir tehlikeye atmaktadırlar.

Yüce dinimiz İslam, milleti inkâr etmek bir yana, bunun sosyal bir gerçek olduğunu ısrarla belirtmektedir. Fakat gözden kaçırılmaması gereken ve üzerinde önemli bir konu da şudur: İslam�da millet kavramı bizim bugün anladığımız mana ne milleti, ne da ırkı kastetmektedir. İslam�a millet �din� manasında ya da �ümmet� manasında kullanılmıştır. Hz. Muhammed�in (s.a.v) �Küfür tek bir millettir� hadisinde olduğu gibi burada tek bir inançtır, ümmettir, dini bir topluluktur manasındadır. Fakat günümüzde millet diğer topluluklardan ayrı dili, kültürü, tarihi vs olan insanlar topluluğudur. Mesela Türk milleti, Arap milleti, Alman milleti� Bizim için bugün aslolan ve üzerinde tartışma konusu olan millet kavramı ikincisidir. Yine kelime ve kavram üzerinden yola çıkarak şu misali verirsek millet kavramının neden bir değişikliliği uğradığını daha rahat anlayabiliriz. Arapça�da şems güneş demektir. Ve Araplar�ın güneşten korunmak için kullandıkları küçük araca da şemsiye yani güneşlik adını vermişlerdir. Fakat Türkiye�de yağmurdan korunmak için kullanılan eşyaya da şemsiye denir. Yani kelime aynı kalmıştır fakat coğrafya değişikliliğiyle birlikte şemsiye kelimesinin manası değişmiştir. Millet kelimesi de bugün bütün dünyada bugünkü kullanıldığı şekliyle kullanılmaktadır. Fakat biz millet kelimesini bütün dünyanın anladığı ve üzerinde tartışılan şekliyle ele alacağız.
Bu noktada bir yanlışında altını çizmekte fayda vardır. Bazı ayet ve hadislerde geçen kavim veya soy kelimesi bazı art niyetli ve istismarcı kimselerce hemen millet, milliyetçilik olarak çevrilmekte ve böylece insanları yanlış yönlendirmeye çalışılmaktadır.

MÜSPET VE MENFİ MİLLİYETÇİLİK

Milliyetçilik, müspet ve menfi olmak üzere iki türlüdür. Bu ayrımları bilmediğimiz zaman yanlış düşüncelere ve kanaatlere sahip oluruz ki, bu da bizi birçok zafiyete götürür. Zira menfi ve müspet milliyetçilik sahipleri milliyetçi çatısı altında değerlendirildiği için, bu iki anlayışta aynıymış gibi değerlendirilmektedir. Şimdi kısaca müspet ve menfi milliyetçilik nedir, bunu inceleyelim.

Müspet (iyi) Milliyetçilik: Din, dil, tarih, kültür, an�ane vs gibi milleti oluşturan değerlerin korunması, geliştirilmesi için çabalayan, antropolojik ırkçılığı benimsemeyen, başka milletleri hor ve hakir görmeyen bir milliyetçilik anlayışıdır. Ör: Türk Milliyetçiliği buna bir örnektir.

Menfi (kötü) Milliyetçilik: Üstün ırk anlayışının yer aldığı, başka milletlere emperyalist bakışı olan milliyetçilik anlayışıdır. Bu milliyetçilik anlayışında ırk, dinden önce gelir. Ör: Adolf Hitler�in milliyetçilik anlayışı. Hitler Ari ırkının üstünlüğünü savunuyordu. Yine aynı şekilde amatör biyolog Charles Darwin�de Avrupa milletlerinin üstün ırka mensup olduğuna inanıyordu.

İSLAM, MİLLETİ REDDEDER Mİ?

İslam, milletlerin varlığını nasıl değerlendirmektedir? Bu konuyu incelemeye çalışalım. Yüce kitabımız Kur�an-ı Kerim�de bugünkü anlaşılan manasıyla milletten, Rum Sûresinin 22. ayetinde şöyle bahsedilmektedir:
�Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.�

Hucurat Suresinin 13�ncü ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır:
�Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.�

Konuyla ilgi olarak başka bir ayette yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
�O, sudan bir insan yaratıp ondan soy-sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir.� (Furkân Sûresinin 54)

Ayet-i kerimelerden de anlaşılacağı üzere Kur�an, milletlerin varlığını rabbimizin kudretinin delillerinden birisi olarak zikredilmektedir. O halde milletlerin yok olmasının engellenerek, varlığının devam ettirilmesi gerekmektedir. Milliyeti inkâr ederek, insanları soysuzlaştırıp tek bir millete mensup kılmaya çalışmak, yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere dinimize uygun olmadığı gibi ilme, sosyolojiye ve mantığa da aykırıdır.


İSLAM�IN REDDETİĞİ �IRKÇILIK�

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi milliyetçilik ile ırkçılık, kavmiyetçilik, ulusalcılık, faşistlik karıştırılmaktadır. Önce isterseniz milliyetçilik ile karıştırılan kavramların ne manaya geldiğinin, sözlük manasının ne olduğunu açıklayalım.
Ulusalcılık: Dini inanç ve kültür değerlerinden soyutlanarak ülke bütünlüğünün savunulması. Günümüz Türkiye�sinde Milliyetçiliğin en büyük düşmanıdır. Geçmişte başka fikirleri savunan insanların, hiçbir kıstasa tabi olmadan kuru bir yurt sevgisidir.
Faşistlik: Kendi fikirlerinden başka hiçbir fikre yaşam hakkı tanımayan, baskıcı, otoriterlik. Faşizm, demokratik olmayan rejimlerde görülür. Ünlü faşistler: Adolf Hitler, Mussolini, Saddam Hüseyin, Lenin, Stalin vs. Faşistlik komünizmin olduğu yerde kendin tam olarak gösterir. Örneğin Sovyet Rusya�da kitle iletişim araçları komünist partisinin emrindedir ve komünizmin dışında herhangi bir fikre hizmet eden yayın organı kurmak, yönetmek yasaktır. Ve Sovyet Rusya�da yalnızca Pravda gazetesi vardı ve İşçi partisinin sözcülüğünü yapmakla mükellefti.
__________________
SEVDAM_DAVAM_KAVGAM(TURAN)

Read More

Ülkücülük Nedir?

Ülkücülük, Türk milliyetçiliğinin özel adıdır. Türk milleti varoldukça ülkücülük de olacaktır. Herkesin ülkücü olması beklenemez. Ama Türk milletini milletler mücadelesinde birinci sıraya yükseltme hedefine ulaşmak isteyenler, kesinlikle Türk milliyetçisi olmak zorundadır. Türk milliyetçiliğinin siyasi, kültürel ve sosyolojik olarak kurumlaşmış haline ülkücülük adı verilir.

O halde, her ülkücü önce Türk milliyetçisidir. Türk milletininhizmetindedir. Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sahip çıkarak, budeğerleri layık oldukları en yüksek doruklara yükseltmek, her ülkücününbirinci öncelikli görevidir. Oğuz Han’dan günümüze kadar parlak yıldızlar misali Türk milletinin önünde ışık olan bütün liderler, Türk milletine hizmet etmişlerdir. Türk milletine hizmet edenler, aynı zamanda Türk
milliyetçiliğine ve Ülkücü Hareket’e de hizmet etmiş olmaktadırlar.
1789 Fransız ihtilalinden sonra dünya, milletleşme çağına girmiştir. Türk milleti o dönemde büyük bir imparatorluk olan Osmanlı ile Önasya, Afrika ve Avrupa ortalarının nizamını sağlamakla yükümlüydü. Osmanlı, kuruluş olarak Türk milletine dayanmakla birlikte yükselme döneminden itibaren yönetimde Türk olmayan unsurlar yer almıştır. Fransız ihtilali ve Avrupa devletlerinin Hıristiyanlığı öne çıkararak, Osmanlı tebası durumundaki Hıristiyan toplumları kışkırtmaları sonunda, Osmanlı Avrupa’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir.

Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve en son Kurtuluş Savaşı ile birlikte Osmanlı’nın kalıntıları üzerinden, Göktürkler’den sonra, tarihte ikinci kez, Türk adını taşıyan bir devlet doğmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki bu yeni devleti kuran iradenin temelinde de Türk milliyetçiliği ülküsü yatmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk milliyetçiliği ülküsünü savunan milliyetçiler, dönemin milli şefi tarafından Turancılık yaftasıyla suçlanmışlar, daha sonra bu ülkücü kadro Türk milliyetçiliği uğrunda
tabutluklarda işkence görmüştür. Alparslan Türkeş’in de aralarında yer aldığı, 1944 milliyetçilik olayı mağdurları daha sonra bu suçlamadan beraat ederek yüzlerinin akıyla görevlerine dönmüşlerdir.
Bugünkü Ülkücü Hareket’in siyasi şekillendirmesinin öncüsü, Başbuğ Alparslan Türkeş’tir. Başbuğ’un Türk milliyetçiliği ülküsünü siyasi yarışta MHP, kültür alanında ülkücü sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla temsil ettirdiğini belirtmeliyiz. Türkeş’in hazırladığı Dokuz Işık ilkelerinin ilk üç maddesi; Milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık adını taşımaktadır. Buradan anlıyoruz ki, ülkücülüğün temeli, İslam inancı ile Türk milletinin sahip olduğu milli, manevi, kültürel ve tarihi değerler manzumesinden oluşmaktadır.

O halde, ülkücülük kuru bir ırkçılık davası değildir. Ülkücülük, milliyet olgusunu reddeden bir ümmetçilik de değildir. Ülkücülük, her milletin kendi özdeğerlerine sahip çıkmasını tabii gören, Türklüğün milli ve manevi değerlerinin kaynaşmasından meydana gelen Müslüman Türk milletinin milletler yarışında en öne geçmesini istemek, çalışmak ve bu ülküyü hayat tarzı haline getirmektir.
Ülkücülük, her insanı Yüce Allah’ın bir emaneti olarak görmeyi emreder. Ülkücüler, mensubu bulundukları Türk milletini layık olduğu maddi ve manevi zenginliklere kavuştururken, birlikte yaşadıkları her insanı kutsal bir emanet olarak korur, geliştirir ve mutluluğuna katkı sağlar. Ülkücülük, kesinlikle ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Ülkücülük sonu izm’le biten her türlü yabancı ideoloji ve sistemlere karşıdır. Türk milletine uygun olan en doğru yönetim sisteminin şahsiyetçiliği destekleyen demokrasi olduğunu kabul eder.
Ülkücü, Türk milliyetçiliğini kültür milliyetçiliği temelinde algılar.Kendini Türk hisseden ve Türk milletinin gelişmesine hizmet etmeyi şerefli bir görev sayan herkesi şefkatle kucaklar. Etnik ırkçılık ve ayrıştırıcı tuzaklara karşı, Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sarılarak kenetlenebileceğine inanır.

Kısaca ülkücü, kendini Allah rızası için Türk milletine hizmete adayan adamdır



Read More

Neden Bozkurt?

Bu sualin cevabı herhalde Bozkurt’a ait özelliklerin, Türk’lerde bulunan özelliklerle örtüşmesi olabilir diye düşünülmektedir. Cesareti, esarete tahammül edemeyişi, kıvraklığı,tek eşli oluşu, Aile düzenine sadakati v.b gibi özellikler onun, atalarımız tarafından sembol seçilme nedenleridir. Her milletin tarihinde destanlar önemli yer tutar. Bilindiği gibi halk hikayeleri ve menkıbeler ağızdan ağıza söylenerek, nesilden nesile geçiyordu. Zamanla bu hikayeler yazıya dökülerek en sonunda zamanımıza kadar ulaşan destanları meydana getirdiler. Bu destanlar da Bozkurt’un çok önemli yeri vardı. Íngilizler için Aslan, Ruslar için ayı, Fransızlar için horoz, Íranlilar için Pars, yahut kaplan, Japonlar için ejder ne ise, Türkler için de Bozkurt odur

Read More

Bozkurt nedir?

Bozkurt Türk milletinin sembolüdür. Birbirini takip etmis olan Türk nesillerinin ortak malı olan millî destan parçalarimizda, Türklere yol göstericilik yapan, Türkleri zaferlere götüren bir sembol...

Read More


JoomlaWatch 1.2.12 - Joomla Monitor and Live Stats by Matej Koval